30 Mayıs 2009 Cumartesi

Teşekkürler AKIN TEKSTİL




Türkiye'de üretime devam edip,ülkesine,insanına ve kendisine inandığı için.




AKIN TEKSTİL, Istanbul / Bakırköy ve Kırklareli / Lüleburgaz` daki tam entegre tesislerinde
kendi elektriğini kendi üreten üniteleriyle son yılların en son teknolojilerini kullanarak,
teknolojideki gelişmeleri yakından takip ederek, iplik, dokuma, boya, terbiye ve kontrol birimleri
ile üstün kalitede kumaş imalatı yapmaktadır.


Üstün kaliteli tüm ürünleri ile Akın Tekstil, uluslararası pazarlarda vazgeçilemeyen bir markadır. Dokuma bölümünde en son teknolojiye sahip tezgahları ile atkıda 6 renge kadar üretim yapılmaktadır.
Dokuma tezgahlarında, atkıda ve çözgüde;Pamuk, Polyester-Viskon-Lycra,Tactel, Pamuk-Polyester, Pamuk-Lycra, Flament, Polyester-Viskon, Tencel gibi iplikler çalışılmaktadır.


10 Mayıs 2009 Pazar

T-box ve Hadise




Aykırı marka T-box, ‘Nerede heyecan orada T-box’ ilkesini devam ettirerek yine hınzırlığını yaptı ve Eurovision ‘Hadise’sine karıştı! Eurovisionseverler için dört farklı tasarıma sahip tişört ve atletler hazırlayan T-box, 16 Mayıs gecesi herkesi üzerlerinde bu tasarımlarla Hadise’yi desteklemeye çağırıyor.
ALIŞVERİŞ YAP BİLET KAP Hadise için kollarını sıvayanlardan biri de Tiffany. Marka, mayıs başından itibaren mağazalarından yeni sezon alışverişi yapan herkese, Hadise’nin Turkcell Kuruçeşme Arena’daki konseri için bilet hediye ediyor. 10 Haziran’a kadar Tiffany mağazalarından tek seferde 100 TL’lik alışveriş yapan herkes, çekilişsiz kurasız Hadise konserine çift kişilik bilet kazanacak.

7 Mayıs 2009 Perşembe

Yeni bir marka doğuyor... KARTA


Bazen hava puslu olur,sis olur; gözgözü görmez.
Ortam Marka'yı korkutur.
Kimisi sezonu pas geçer,kimisi de dostlar alışverişte görsün misâli ufak ufak ürün yapar.
Herkesin kâbus senaryoları ürettiği bir ortamda Denta Tekstil Marka üretti: Karta
Kurt puslu havayı sever
O bir Kurt!
O, KARTA

1 Mayıs 2009 Cuma

Sümerbank Fabrikası ve Atatürk




ATATÜRK : "Biz bu fabrikayı memlekete fayda olsun diye açıyoruz da
ister misin birileri bir gün ülke yönetimine gelipte;
ülke çıkarları adına bu fabrikaları satıversinler?
Yok canım mümkün değil?
Gözüm dalıyor, Allah hayretsin..."
Bu fotoğrafı gördüğümde Atatürk'ün böyle söylemiş olacağını düşündüm.



Üzgünüm Atam. Kanı ve sütünden şüphe ettiğim, kendilerine ''Türk'' yerine "Türkiyeli" kelimesini yakıştırabilen zihniyet, maalesef senin oluşturduğun tüm değerleri sattı.
Açılışını yaptığın Sümerbank dahil...
Sabih Samur

4 Nisan 2009 Cumartesi

Tekstilcilere birleşme çağrısı


Hürriyet gazetesinin haberine göre her iki sektörün de Uzakdoğu rekabeti karşısında amansız bir savaş verdiğini dile getiren TTSİS Yönetim Kurulu Başkanı Halit Narin, içeride ise kayıtdışı ekonomi, üretim ve istihdam üzerindeki yükler ile yaşanan ekonomik hadiseler nedeniyle sanayicilerin sıkıntılı bir dönemden geçmekte olduğunu vurguladı.
Türk tekstil sektörünün en eski ve köklü teşkilatı olan Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası olarak Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünü, her geçen gün eriyerek zarar gören ve kapısına kilit vurmaya kadar giden işletmelerin ayakta kalması için birlikte mücadele etmeye çağıran Halit Narin, “Gün, birlik günü. İçeride ve dışarıda yaşadığımız sorunlara karşı işletmelerimizin zarar görmesini engellemek için Türk tekstil ve konfeksiyon sektörleri olarak birbirimize kenetlenmeliyiz” dedi.
Üretim, istihdam ve ihracatın sigortası olan Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünün gözden çıkarılmasının mümkün olmadığına dikkat çeken Narin, sektörün birleşerek bu olumsuzluklara karşı birlikte hareket etmesini istedi. Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünün devamlılığının esas olduğunu vurgulayan Halit Narin, sektördeki sanayicilere şöyle seslendi:
"Sizden bir ricam var, sakın işyerlerini kapatmayın. Bir kere kapandı mı, bir daha açılmıyor. O sektör, o ülkede bitiyor. Ne yapın edin varlığınızı devam ettirin. Bu halde gidemiyorsanız, küçülün. Gerekirse bir atölyeye dönüşün ama sektörden elinizi çekmeyin. Bir şekilde tekrar gelişme imkanınız olur ama kapatırsanız her şey bitmiş olur."


Sabih Samur Yorumu: Halit Narin bir marka. Son paragraf kendine ve sektöre inancını yitirmiş veya yitirmek üzere olan sanayiciler tarafından ofislerindeki Atatürk fotoğrafı ve Karınca Duasının yanına asılmalıdır. Bugünler zorda olsa geçecek. Yeterki dik durmasını bilelim.

3 Nisan 2009 Cuma

1929'da Ekonomik Kriz Nasıl Atlatıldı?‏


Dünya Ekonomik Krizi sonrasında, tüm dünya açlık çekerken Türkiye’de başta tarımsal ürünlerin artışıYoklar içindeki bir ülkede, yanmış, yıkılmış savaşlardan bitkin düşmüş Anadolu insanından bir ulus yaratılmış, 1929 yılından itibaren kendi ürettiğimiz ürünlerin tüketilmesinin teşviki için yerli malı kullanma haftaları düzenlenmiş “Yerli Malı Yurdun Malı, Her Türk Bunu Kullanmalı” sloganı ile tüm yurtta kutlanmıştır. 1929 yılında yaşanan Dünya Ekonomik Krizi sonrasında, tüm dünya açlık çekerken, Türkiye’de başta tarımsal ürünlerin verimliliğinin artırılmasına başlanmış, 1935 yılından itibaren başta Nazilli Dokuma fabrikası olmak üzere, Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası ve Zonguldak kömür tesislerinin temelleri atılmıştır. Yabancılar tarafından işletilen İstanbul telefon şebekesi de hükümet tarafından satın alınmıştır. Kendi üretebildiğimiz birkaç ürün olan şeker, dokuma ve kömür ile 1929 yılında görülen dünya ekonomik krizi sonrasında Türkiye Cumhuriyeti kendi kendine yeten bir ülke imajını tüm dünyaya duyurmuştur. Mustafa Kemal Atatürk, her açıdan geri kalmış bir ülkeyi sanayisi olan ve ekonomisinin ağırlığını sanayi ürünlerinin oluşturduğu bir ülke haline getirecek önlemleri hızla yürürlüğe koymuştur. Tekstil, demir-çelik ve daha birçok sanayi kolunda kurulan fabrikalar peş peşe faaliyete geçmiştir. Bunun sonucunda 1929-1939 yılları arasında Türkiye'nin sanayi üretimi artış hızı dünya ortalamasının kat kat üstüne çıkmıştır. Bu döneme ait istatistikler Türkiye'nin sanayileşme yolundaki dev hamlesini gözler önüne sermektedir. Üstelik bunlar dış yardım ve borçlanma yoluna gidilmeden, sadece milli kaynaklara dayanılarak gerçekleştirilmiştir. 3 Nisan 1929'da Yerli Malı Toplantısı'nda biraraya gelen gençler yerli malı kullanacaklarına hep bir ağızdan yemin etmişlerdir.

20 Şubat 2009 Cuma

Fikri Yurter - Adam gibi Adam

“Sevgili Sabih,

Köprüler yıkılınca her zaman konuşan çok olur, iyi iken sen her zaman haklı
olursun ve hık deyicin çok olur, bir kere kötüye gittin mi en beceriksiz en kötü
patron sen olursun etrafında da bir tane adam kalmaz ve sen bir de üç kağıtçı
pozisyonuna düşersin, senden tonlarca ekmek yiyenler hepsini bir anda unutur
hiç ekmeğini yememiş gibi birde üstüne saldırır, ne yazık ki düzen böyle kurulmuş hata yapma lüksün yok.
Bundan sonrada ne yapacaksan güveneceğin tek kişi bil ki sadece kendinsin
ve sadece yüce Allah doğruları gördüğü için sadece O'na sığın ve kendine güven ve hata yapmadan çalış ve sadece çalış, zaman her şeyin ilacıdır.
İnşallah yüce Allah tüm dertlerinin hallolması için sana tüm kapıları gösterir
ve büyük hasar almadan zorlukların hepsini yenersin. Kendini ve sorumluluğunu
taşıdığın kişileri düşün.

Saygılar

Fikri”

2007 yılının Aralık ayı idi. Telefonum alacaklılardan dolayı susmuyordu. Hiç kimse firma olarak gerçekten iflas ettiğimize inanmıyordu. Baktım olacak gibi değil, beni aynı zamanda yazılarımdan takip eden, bir nevi okuyucum olan alacaklılarıma Yeni Alanya Gazetesi’ndeki köşemden seslenerek, genel ağ (internet) üzerinden beni okumalarını sağladım.
O yazı çok faydalı oldu. İnsanlar en azından benim için, tekrar ayağa kalktığımda onlara olan borçlarımı ödeyeceğime inandılar. Küçükte olsa, parça parça da olsa ödemeler başladı. İnanmayanlarla ise hukuksal boyutta olan diyalogumuz devam ediyor.
O karamsar ve kapkaranlık günlerde yazdığım yazıya cevaben gelen yukarıdaki e-posta bana, içi vitamin karışımı dolu bir şişe serum etkisi yapmıştı.
Canım Türkiye’min bugün gelmiş olduğu noktada; yüzlerce iş yeri kapanırken, çeki yazılan, iflas eden işadamlarının sayısı binlerle ifade edilirken o tarihte bana gelen bu e-postanın, beni tekrar hayat mücadelesine sevk eden, tetikleyen bu e-postanın, benzeri o kapkaranlık günleri 2009'un bu inanılmaz zor günlerini yaşamakta olan işadamlarına faydası olması ümidiyle…

Sabih Samur