28 Kasım 2008 Cuma

SİCİL AFFI NEDEN GEREKLİ?


Sicil Affı Neden Gerekli?

2008’de Türkiye’de yaşayan üç kişiden sadece birinin sicilinin temiz olduğunu biliyor muydunuz?
O birin de ticaret için yeterli yaş grubunda olmadığı için temiz kaldığını? Şaka gibi.
1980 yılından beri belki de daha önceki yıllardan bu yana işlenmiş suçların sile beraber peşi sıra bugünlere kadar geldiğini ve tabiri caiz ise kirli bir olduğunuzu biliyorsunuzdur.
Düşünün bundan 5 sene evvel ticaret yapmışsınız ve çekiniz yazılmış. Zaman geçmiş durumunuz düzelmiş tekrar ticaret yapacaksınız ne mümkün? Bankalar nezdinde kirli bir kişi olarak ne çek karnesi, ne kredi ne de kredi kartı alabilirsiniz. Çünkü siciliniz bozuk.
Hal böyle iken Türkiye’de kendi ismi ile iş yapabilen, parmak sayısı kadar az. Ne oluyor peki?
Ne kadar akraba veya arkadaş çevresi varsa temiz, adı kirlenmemiş onlara müracaat. Çünkü senin adının bir geçerliliği maalesef yok.
Türkiye’yi yönetenler, Türkiye’nin önüne yepyeni, tertemiz bir sayfa açmaları gerekiyor.
Ticaret ile uğraşan daha doğrusu legal olarak uğraşamayan kişilere bu imkânın tanınarak iş ve işlem hacminin arttırılması gerekiyor. Bunun da çözümü TBMM’den geçiyor.
TBMM, Avrupa Birliği Uyum Yasaları çerçevesinden ziyade, (elalem diyor diye değil) ülkemizin milli menfaatleri doğrultusunda Sicil Affı’nı bir an önce çıkartmalı ve yürürlüğe sokmalıdır.
Bunu takip eden bir sonraki adımda “Ticari Suçlardan Ötürü Özgürlüğü kısıtlayan maddelerin devre dışı bırakılması” olmalıdır.
Örneğin,36.500 YTL tutarında karşılıksız bir çek için 365 GÜN hapis yatmak gerekmektedir. Borç ödenmediği gibi alacaklı ve borçlu karşılıklı olarak hiçbir sonuca varamamaktadır.
Ticarette kaybedilen maddi kayıp, itibar ve ismin yine ticaret ile giderilebileceği gerçeği göz önünde bulundurularak, şahıs ve kurumların birbirlerine olan borçlarını kurulacak olan (konuya çok iyi hâkim) İhtisas Mahkemeleri ile garanti altına almaları sağlanmalıdır.
Türkiye’nin krize doğru koşan bir dünyada, ticaret erbabına, esnafına, işadamına ihtiyacı vardır.


Sabih Samur

Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun


14 Kasım 2008 Cuma

TEKSTİL YAN ÜRÜNLERİ SANAYİİNDEKİ SON DURUM





Merter'de dükkanlar ve iş yerleri birbir kapanırken sektörden çıkmayıp, mücadele kararı alan Türkiye'nin çapına ve kendi vizyonuna güvenen bir kaç firmadan biri, ERMA TEKSTİL AKSESUARLARI.


Erma Aksesuar Yönetim Kurulu Başkanı Ertan Macit ile sektörün nabzını tutmaya çalıştık.




Sabih Samur : Ertan Bey öncelikle hayırlı işler diliyorum. Kapanan firmalardan batağınız oldu mu?


Ertan Macit : Çok teşekkürler. Sizinde vurguladığınız gibi gücümüz elverdiği nisbette, genel giderlerimizi gözden geçirerek, konfeksiyon ihracatçı firmalarının fiyat tutturmasına, sipariş almalarına dolayısıyla bizim de ticari faaliyetimizin devamını sağlamaya çalışıyoruz.


Çalışıyoruz çalışmasına da batacak firmanın kokusunu almak gerekiyor.


Sabih Samur: Ne gibi tedbirleriniz var bu konuda?


Ertan Macit: Bakınız aynı askerlikteki gibi istihbarata önem vermek gerekiyor.

Samimi söylüyorum, artık çoğu firma istihbarat birimi kuruyor.Ne yapar bu birim? Bu birim finansman departmanı bünyesinde müşteriler hakkında bankalar ve çalıştığı firmalar nezdinde araştırma yaparak, daha o firma ile çalışmaya başlamadan yani tabiri caizse gol yemeden gerekli savunma tedbirlerini almak, diyebiliriz.
Sabih Samur: Son olarak söylemek istediğiniz be şey var mı?
Ertan Macit: Erma Aksesuar olarak aslında bizi konfeksiyon firmalarının dış uzantısı gibi görebilirsiniz. Çünkü büyük ölçekli firmalar yaptıkları küçülme operasyonları ile işten çıkartmak zorunda kaldıkları elemanlara yaptıdıkları görevleri bizlerle çözümleme yoluna gitmektedirler.
Bu gün biz Aslında Erma Aksesuar'dan ziyade ERMA ORGANİZASYON adını almış durumdayız. Düşünün firmanın yeri geldiğinde kraş, kağıt baskı ve hatta plise işlerini dahi üstlenebilmekteyiz.
Umarım Türkiye'deki yatırımlarını Mısır'a ve Tunus'a kaydıranlar yol yakınken yaptıkları hatayı fark edeceklerdir.
HER ŞEY TÜRKİYE İÇİN !









30 Ekim 2008 Perşembe

İHKİB Koltuk Savaşları


14.06.2008 Cumartesi



İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) başkanlık koltuğu yarışı 24 Haziran’da sonuçlanacak. Seçilmiş yeni başkan görevine başlayarak taahhütlerini yerine getirmeye çalışacak.
İHKİB başkanlığı neden önemli?
İHKİB’in yönettiği bütçe yaklaşık 32 Milyon YTL.’yi buluyor. 2007 yılı ihracatının 13 Milyar Doları İHKİB üzerinden gerçekleşmiş. Bu rakam Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 11’ine denk geliyor. Daha açık bir ifade ile, Türkiye’den yapılan Hazır Giyim ihracatının yüzde 80’ini temsil ediyor.
Şu an ki İHKİB Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ve yine aday. Diğer üç aday ise eğer son dakika çekilmeler ve ittifaklar yaşanmazsa; Hikmet Tanrıverdi, Nedim Özbek ve Abdi Köse.
Tüm adaylar, kendini ispatlamış, sektörde bir yerlere gelmiş kişiler. Birikimlerini ve tecrübelerini başkanlık koltuğunda değerlendirmek istiyorlar.
Tanrıverdi, tüm sektörü kucaklamaktan, uzlaştırıcı ve ulaşılabilir olmaktan bahsediyor.
Abdi Köse, kayıt dışına son vermekten bahsediyor.
Başkan Orakçıoğlu, “sektörü siyasete girmek için basamak olarak kullandığım iddiaları var, böyle bir şey düşünmedim. İcraat dönemimde AB ile partner olarak önemli projeler ürettik” diyor.
İlk adaylık başvurusunda bulunan, Nedim Özbek ise; “Türkiye’de moda, marka, katma değerli üretim öne çıkarken, meydanı boş bırakamazdık” diyor.
Diğer taraftan İHKİB Başkanı Orakçıoğlu’nun Yön. Kur. Üyesi iken, 2007’de istifa eden ve başkan adayı Hikmet Tanrıverdi’nin listesine giren ÖZAK Tekstil Yön. Kur. Bşk. Ahmet Akbalık, “Orakçıoğlu, Dokuz yıldır, siyasete girmek için İHKİB’i kullanıyor. Sıkıntılı olan sektörün üzerinden siyaset yapmak, sektöre verilecek en büyük zarar. Siyaset sektörel kuruluşlarla değil, Ankara’da yapılır” diyor.
Evet, sevgili okuyucular, 14 bin üyeli İHKİB’in durumu bu. Herkes bir şeyler söylüyor, ama hiç kimse “Biz nerede hata yaptık?” demiyor.
Naçizane, Sabih Samur olarak 14 bin üye adına birkaç sorum olacak!

1- İTKİB’e bağlı ve isminde “İstanbul” kelimesi yer alan bir birlik olarak, İstanbul’da, üretimin temel
direği olan, fason üretim yapan atölyelerin iyileştirilmeleri ile ilgili neler yaptınız? Ne gibi
projeleriniz var?
2- Çin ve Uzakdoğu ülkeleriyle baş edebilmek için MPM ve TÜBİTAK ve gerektiğinde DPT ile kısa
ve uzun vade, çalışma projeleriniz var mı?
3- İstanbul ve Türkiye genelinde % 40–50’lere varan “Atıl Kapasite” varken, Mısır’da ne aradığımızı,
sesli olarak dile getirecek misiniz?
4- İhracat yaptığımız markalar, İstanbul ve diğer büyük şehirlerde, kendi mağazalarını açtılar. Örneğin X yabancı marka 9 YTL’ ye PSF ile satış yaparken, aynı kalitedeki tişörte kendi markanızla 19 YTL PSF ile nasıl rekabet etmeyi düşünüyorsunuz?
İç pazara yönelik Ulusal bir stratejiniz ve sloganınız var mı?
5- Enerji giderleri konusunda, hükümete baskı yapılması için çalışmalarınız var mı?
Umarım tüm bu ve benzeri sorulara olumlu yanıtlarınız vardır ve o koltuğu hak ediyorsunuzdur.
Gönlümüzdeki başkan, sektörü, tekrar lokomotif sektör durumuna getirecek çapta, genel kültürde
ve vizyonda olsun.
Başarılar dilerim.

İnşaat Sektörü batma noktasına geldi


06.06.2008 Cuma

Büyü bozulmaya başladı. AKP’nin Pembe bulutları dağılmaya, gökyüzünün karanlığı ortaya çıkmaya başladı. Dün iktidarın sesi olanlar çark etmeye başladı.
Rifat Hisarcıklıoğlu. Odalar Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı. Yatay bir geçiş yapmaya çalışıyor:
Türkiye’nin % 7 büyümeye ihtiyacı olduğunu vurgularken, diğer taraftan da “Bunun için siyasi ve ekonomik istikrara ihtiyaç var” diyor. Bu cümle ile AKP hükümetine gülümserken peşinden tokadı patlatıyor; “Yılın ilk üç ayında protesto edilen senet % 17 arttı. İç piyasa, Anadolu alarm veriyor.” , “Demir ve çimento zamlarıyla inşaat sektörü batma noktasına geldi.” Diyor.
Ey gidi koca başkan. Bütün bu saydıkların bir günde mi oldu? Dün neredeydin? Geçen ay, bir önceki ay? Eleştiri yapman gerektiğine ne zaman karar verdin?
Biz bu köşeden(http://www.yenialanya.com/) Tekstil sanayi öksürürse Turizm, İnşaat ve hatta Otomotiv sektörü zatürree olur, demiştik. Demez olaydık!
Çoğu inşaat firması taahhütlerini yerine getiremeyecek, önce işleri yavaşlatacak, belli bir süre sonra ise tamamen durduracaklar. Bir sürü mağdur insan…
Olan yine eski adıyla “Orta direk”, yeni adıyla “Ortalama halktan biri”ne olacak!
Bakalım zaman neler gösterecek, görünen o ki bunlar Türkiye’nin iyi günleri.

8 Mayıs 2008 Perşembe

Çin tekstil ve giyimi dünyaya zehir saçıyor

Çin'de üretilen bazı oyuncakların zararlı olduğunun ortaya çıkmasından sonra, şimdi de tekstil ürünlerinde tehlikeli seviyede formaldehid bulunduğu ortaya çıktı. Yeni Zelanda'daki tüketici haklarıyla ilgili bir televizyon programı, Çin'den ithal edilen yünlü ve pamuklu giysilerde güvenli seviyenin 900 katı kadar formaldehid bulunduğunu ortaya çıkardı. Bunun üzerine hükümet de soruşturma başlattı."Target" adlı programın yapımcısı Simon Roy, resmi kurum Agriquality'nin bilim adamlarının, çeşitli çocuk ve yetişkin giysilerini incelediğini belirterek, sonuçların, bir hata yapıldığını düşündürtecek derecede şaşırtıcı çıktığını söyledi. Kumaşların sürekli ütülü gibi olmasını sağlayan kimyasal bir koruyucu olan formaldehid maddesinin deride alerjiden kansere kadar birçok sağlık sorununa sebep olabileceği belirtiliyor.
Tüketici Hakları Bakanlığı Genel Müdürü Liz MacPherson, konuyu çok ciddiye aldıklarını belirterek, araştırma başlattıklarını söyledi. Bu arada, The VVarehouse adlı parakende satış firması, pazen pijamalarının alev almasıyla 2 çocuğun yanması üzerine, hafta sonunda Çin'de üretilen pijamaları piyasadan toplama kararı aldı.
Hollanda ise başta oyuncak ve tekstil ürünleri olmak üzere son dönemlerde Çin yapımı ürünlerde kansere yol açan zehirli maddelere rastlanılması üzerine, bu ülkeden ithal ettiği mallar üzerindeki kontrollerini artırdı. Ekonomi Bakanlığı Devlet Sekreteri Frank Heemskerk, Çin ithal ürünlerinin ülkeye girişinde kalite ve insan sağlığı yönünden AB ölçülerini de dikkate alarak denetimlerinin sıkıştırıldığını açıkladı. Tüm kurum ve kuruluşlarla ilişkiye geçildiğini belirten Devlet Sekreteri, bu kurumların da konunun önemini bildiklerini, sorunun, tüketici çıkarlarının yanı sıra uluslararası ticaret açısından da büyük önem taşıdığını söyledi.Devlet Sekreteri Heemskerk, sorunun çözümünün Çinli yetkililerle görüşmekten geçtiğini vurguladı ve bu çerçevede üst düzey bir heyetin gelecek ay Hollanda'ya resmi ziyarette bulunacağım anımsatarak, bu görüşmelerde konunun ayrıntılı olarak ele alınacağım kaydetti.
Bu arada Çin'den ithal edilen ürünleri taşıyan konteynerlerin hemen hemen yarısının insan sağlığı açısından tehlikeli olan zehirli gazlar içerdiği bildirildi.Hollanda Halk Sağlığı ve Çevre Enstitüsü uzmanlarının yaptığı denetimlerde, başta ağaç ürünleri olmak üzere yükün taşındığı konteynerlerde, insan vücuduyla temas sırasında tehlikeli olabilecek zehirli madde kalıntıları belirlendi. Uzmanlara göre, yük yola çıkmadan önce olası zararlı böceklere karşı ürüne ve konteynerlerin dışına zehirli gaz sıkılıyor ve bu gazın sıkıldığım bildiren uyarı etiketleri konteynerlere, maliyeti artıracağı gerekçesiyle yapıştırılmıyor.
Uzmanların verdiği bilgiye göre, zehirli gazlar, özellikle sentetik ürünlerde, yatak ve halılarla mobilyalarda aynen kalabiliyor. Hollanda'da geçen hafta Çin yapımı piyasaya sürülen bin 300 dolayındaki yatakta zehirli madde bulunduğu öğrenilmiş ve tüketicilerin geri getirmesi istenmişti. Yataklarda zehirli madde bulunduğu, Rotterdam Limanı'nda aynı yataklardan bir parti mal üzerinde yapılan kontrol sırasında fark edilmiş ve kontrol edilen bütün yataklarda zehirli maddeye rastlanmıştı.

KAYNAK : www.tekstilisveren.org

DENİMDER












DENİM SANAYİCİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ TANITIM


Nedim Özbek

Başkan


Derneğimiz Türkiye’de denim hazır giyim ve konfeksiyon sanayinin gelişmesine katkıda bulunmaya çalışmak, denim sanayicileri arasında mesleki sektörel ve sosyal dayanışma ve işbirliği tesisi etmek, ortak haklarının korunmasına yönelik çalışmalar yapmak, haklarını savunmak amacı ile kurulmuştur.
Bu amaç doğrultusunda derneğimiz;
Türkiye’de denim hazır giyim sektörünün markalaşması çalışmalarına öncülük etmek ,bu sanayi dalının kalifiye eleman ihtiyacını karşılamak üzere çalışmalar yapmak, eğitim programları düzenlemek, sektörel ve mesleki sorunların çözümüne çalışmak amacı ile teknik ve bilimsel araştırmalar organize etmek, yeni projeler üretmek ve mevcut sorunların çözümüne ilişkin öneriler geliştirmek, sektörün ihtiyaç duyduğu her türlü hammaddenin nitelik ve nicelik olarak ulusal ve uluslar arası standartlara uygun hale gelmesi, tedariki satış ve pazarlama şartların sektörün arzu ettiği biçim ve standartlara uygun hale gelmesini sağlamak Türkiye yi sektörde bir moda merkezi haline getirmeye çalışmak ihracata ilişkin düzenlemelerin kolaylaştırılmasını sağlamak.
Tüm amaçlarını gerçekleştirmek için her türlü toplantı açık oturum sempozyum gibi sosyal etkinlikler yapmak Türkiye de ve başka yerlerde derneğin amacına uygun düzenlenecek toplantı fuar kongre vb. etkinliklere katılmak.
Üyeleri ile ilgili sektörler arasında birlik ve dayanışmayı arttırmak için balo, konser, giyim fuarları, defileler düzenlemek veya bunlara katılmak, sektörün gelişmesine yönelik ulusal ve uluslar arası yarışmalar günler, geceler ve benzeri etkinlikler gerçekleştirmek.
Derneğin amacına yakın ulusal ve uluslar arası dernek, vakıf ve benzeri kuruluşlar ile işbirliği kurmak, ortak etkinlikler gerçekleştirmek.