3 Aralık 2008 Çarşamba

Levent Çotuk ve Hayat Mücadelesi

RGS Global ismi ile bir rüzgâr esti 2004–2006 yılları arasında Tekstil Camiasında. Rüzgarın belki de kasırganın sahibi malum kişi Levent Çotuk ve ekibi idi.
Rodi Jeans'teki profesyonel yöneticiliğini başarı ile tamamlayarak Rodi Ailesinden alkışlarla uğurlandı. Mevcut birikimini ve müşteri portföyünü kendi kurduğu şirketinde değerlendirmek istedi ve öyle de yaptı.
Yaptı ama hepimizin yaptığı hatayı yaptı. Müşterinin peş peşe gelen talepleri doğrultusunda çok kısa bir zaman diliminde % 300 büyüme gösterdi. Anadolu Aslanları’na katıldı. Yozgat ilimizde en büyük istihdamı gerçekleştirdi. Dokuma ve Denim pantolon üretim tesisi Yozgat'ın belli bir dönem gurur kaynağı oldu.
İşte hata da bu nokta da başladı.İş potansiyeli ve yatırımları destekleyecek finans planlamasına aynı özeni göstermeyerek belli bir dönem sonra, malum nakit akışı sıkıntısı ve peşinden gelir-gider dengesi sıkıntıları...
Ve beklenen son; 300 kişinin işsizler ordusuna katılması, İTO’dan bir kaydın daha silinmesi.İki yıl süren bir takip. İcralar, dosyalar, alacaklıları tek tek ziyaret etmesi, ev adresinin resmi ve fiili olarak değişmemesi(aynı kalması),telefonunun 24 saat açık olması, herkese cevap vermesi ve insanlardan KAÇMAMASI...
İki yılın sonunda silkiniş, kalınan yerden devam kararı.
En iyi savunmanın karşı taarruz olduğunun bilincinde olan Levent Kardeşimize çıkmışolduğu hayat kavgasında başarılar diliyoruz.
Bu savaşı sembolize etmek amacıyla kamuflajlı fotoğrafını kullanıyoruz.
Onurlu mücadelende yolun ve bahtın açık olsun.
Unutma! Düne kadar seninle zaman zaman saygı sınırlarını dahi aşan diyaloglarda bulunanlar (sen dimdik durduğunda iş gücünle, yarattığın istihdamla) emin ol sana yeniden Levent Ağabey diyeceklerdir.
.
.
Levent Çotuk'tan Öğütler
1) En küçük çekirdek olan ailene sığın, tüm zamanını sadece eşin ve çocuklarınla geçir. Yalnız onlardan güç alabilirsiniz.
2) Sağlığına dikkat et! (sigarayı bırak) Vücudunu dinç (fit) tut!
3) Ne iş yapıyorsan en iyisini yapmaya çalış, az da olsa fark etmez, sunduğun ürünün en kalitelisini ver piyasaya.
4) Bulunduğun pozisyonu (borçlarını v.s.) çok net olarak gör, algıla ve tablona hakim ol.
5) ALLAH ile aranı düzelt!
Sabih Samur

2 Aralık 2008 Salı

2008/2009 Sonbahar Kış Sezonu


Tasarımcılar 2008/2009 Sonbahar Kış sezonunda nelere önem verdiler, neye dikkat ettiler? İşte sezonun kısa bir özeti.
Şehirli kadının doğaya özlemi 2008/2009 Sonbahar Kış koleksiyonu ile bir nebze olsun giderildi. Yöresel motiflere verilen önem ve geçmişin izlerini taşıyan tasarımlar 2008/2009 sonbahar kış sezonuna damgasını koydu demek yanlış olmaz. Bu sezon ağırlığını hissettiren bir diğer unsursa, tasarımcıların çok fazla yer verdiği İskoç kumaşı ve ekoseler oldu. Hemen hemen her koleksiyonda rastladığımız ekoseli ceketler, montlar ve paltolar bu sezonun en çok göze çarpan deseni oldu. Ayrıca kadife, yine unutulmadı ve ünlü tasarımcıların koleksiyonlarında saf yün kumaşlarla birlikte yer aldı. Her şeye rağmen, bozkır iklimin soğuk havasından, denizin neminden etkilenen ılıman bir havaya kadar her koşula uygun göz alıcı tasarımların yer aldığı 2008/2009 Sonbahar Kış sezonu başladı ve gardroplarımızda yerlerini hızlıca alıyor. Tasarımcılarsa bu arada boş durmuyor ve yeni sezon çalışmalarını sürdürüyorlar.
Kaynak : Medya Moda

28 Kasım 2008 Cuma

SİCİL AFFI NEDEN GEREKLİ?


Sicil Affı Neden Gerekli?

2008’de Türkiye’de yaşayan üç kişiden sadece birinin sicilinin temiz olduğunu biliyor muydunuz?
O birin de ticaret için yeterli yaş grubunda olmadığı için temiz kaldığını? Şaka gibi.
1980 yılından beri belki de daha önceki yıllardan bu yana işlenmiş suçların sile beraber peşi sıra bugünlere kadar geldiğini ve tabiri caiz ise kirli bir olduğunuzu biliyorsunuzdur.
Düşünün bundan 5 sene evvel ticaret yapmışsınız ve çekiniz yazılmış. Zaman geçmiş durumunuz düzelmiş tekrar ticaret yapacaksınız ne mümkün? Bankalar nezdinde kirli bir kişi olarak ne çek karnesi, ne kredi ne de kredi kartı alabilirsiniz. Çünkü siciliniz bozuk.
Hal böyle iken Türkiye’de kendi ismi ile iş yapabilen, parmak sayısı kadar az. Ne oluyor peki?
Ne kadar akraba veya arkadaş çevresi varsa temiz, adı kirlenmemiş onlara müracaat. Çünkü senin adının bir geçerliliği maalesef yok.
Türkiye’yi yönetenler, Türkiye’nin önüne yepyeni, tertemiz bir sayfa açmaları gerekiyor.
Ticaret ile uğraşan daha doğrusu legal olarak uğraşamayan kişilere bu imkânın tanınarak iş ve işlem hacminin arttırılması gerekiyor. Bunun da çözümü TBMM’den geçiyor.
TBMM, Avrupa Birliği Uyum Yasaları çerçevesinden ziyade, (elalem diyor diye değil) ülkemizin milli menfaatleri doğrultusunda Sicil Affı’nı bir an önce çıkartmalı ve yürürlüğe sokmalıdır.
Bunu takip eden bir sonraki adımda “Ticari Suçlardan Ötürü Özgürlüğü kısıtlayan maddelerin devre dışı bırakılması” olmalıdır.
Örneğin,36.500 YTL tutarında karşılıksız bir çek için 365 GÜN hapis yatmak gerekmektedir. Borç ödenmediği gibi alacaklı ve borçlu karşılıklı olarak hiçbir sonuca varamamaktadır.
Ticarette kaybedilen maddi kayıp, itibar ve ismin yine ticaret ile giderilebileceği gerçeği göz önünde bulundurularak, şahıs ve kurumların birbirlerine olan borçlarını kurulacak olan (konuya çok iyi hâkim) İhtisas Mahkemeleri ile garanti altına almaları sağlanmalıdır.
Türkiye’nin krize doğru koşan bir dünyada, ticaret erbabına, esnafına, işadamına ihtiyacı vardır.


Sabih Samur

Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun


14 Kasım 2008 Cuma

TEKSTİL YAN ÜRÜNLERİ SANAYİİNDEKİ SON DURUM





Merter'de dükkanlar ve iş yerleri birbir kapanırken sektörden çıkmayıp, mücadele kararı alan Türkiye'nin çapına ve kendi vizyonuna güvenen bir kaç firmadan biri, ERMA TEKSTİL AKSESUARLARI.


Erma Aksesuar Yönetim Kurulu Başkanı Ertan Macit ile sektörün nabzını tutmaya çalıştık.




Sabih Samur : Ertan Bey öncelikle hayırlı işler diliyorum. Kapanan firmalardan batağınız oldu mu?


Ertan Macit : Çok teşekkürler. Sizinde vurguladığınız gibi gücümüz elverdiği nisbette, genel giderlerimizi gözden geçirerek, konfeksiyon ihracatçı firmalarının fiyat tutturmasına, sipariş almalarına dolayısıyla bizim de ticari faaliyetimizin devamını sağlamaya çalışıyoruz.


Çalışıyoruz çalışmasına da batacak firmanın kokusunu almak gerekiyor.


Sabih Samur: Ne gibi tedbirleriniz var bu konuda?


Ertan Macit: Bakınız aynı askerlikteki gibi istihbarata önem vermek gerekiyor.

Samimi söylüyorum, artık çoğu firma istihbarat birimi kuruyor.Ne yapar bu birim? Bu birim finansman departmanı bünyesinde müşteriler hakkında bankalar ve çalıştığı firmalar nezdinde araştırma yaparak, daha o firma ile çalışmaya başlamadan yani tabiri caizse gol yemeden gerekli savunma tedbirlerini almak, diyebiliriz.
Sabih Samur: Son olarak söylemek istediğiniz be şey var mı?
Ertan Macit: Erma Aksesuar olarak aslında bizi konfeksiyon firmalarının dış uzantısı gibi görebilirsiniz. Çünkü büyük ölçekli firmalar yaptıkları küçülme operasyonları ile işten çıkartmak zorunda kaldıkları elemanlara yaptıdıkları görevleri bizlerle çözümleme yoluna gitmektedirler.
Bu gün biz Aslında Erma Aksesuar'dan ziyade ERMA ORGANİZASYON adını almış durumdayız. Düşünün firmanın yeri geldiğinde kraş, kağıt baskı ve hatta plise işlerini dahi üstlenebilmekteyiz.
Umarım Türkiye'deki yatırımlarını Mısır'a ve Tunus'a kaydıranlar yol yakınken yaptıkları hatayı fark edeceklerdir.
HER ŞEY TÜRKİYE İÇİN !









30 Ekim 2008 Perşembe

İHKİB Koltuk Savaşları


14.06.2008 Cumartesi



İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) başkanlık koltuğu yarışı 24 Haziran’da sonuçlanacak. Seçilmiş yeni başkan görevine başlayarak taahhütlerini yerine getirmeye çalışacak.
İHKİB başkanlığı neden önemli?
İHKİB’in yönettiği bütçe yaklaşık 32 Milyon YTL.’yi buluyor. 2007 yılı ihracatının 13 Milyar Doları İHKİB üzerinden gerçekleşmiş. Bu rakam Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 11’ine denk geliyor. Daha açık bir ifade ile, Türkiye’den yapılan Hazır Giyim ihracatının yüzde 80’ini temsil ediyor.
Şu an ki İHKİB Başkanı Süleyman Orakçıoğlu ve yine aday. Diğer üç aday ise eğer son dakika çekilmeler ve ittifaklar yaşanmazsa; Hikmet Tanrıverdi, Nedim Özbek ve Abdi Köse.
Tüm adaylar, kendini ispatlamış, sektörde bir yerlere gelmiş kişiler. Birikimlerini ve tecrübelerini başkanlık koltuğunda değerlendirmek istiyorlar.
Tanrıverdi, tüm sektörü kucaklamaktan, uzlaştırıcı ve ulaşılabilir olmaktan bahsediyor.
Abdi Köse, kayıt dışına son vermekten bahsediyor.
Başkan Orakçıoğlu, “sektörü siyasete girmek için basamak olarak kullandığım iddiaları var, böyle bir şey düşünmedim. İcraat dönemimde AB ile partner olarak önemli projeler ürettik” diyor.
İlk adaylık başvurusunda bulunan, Nedim Özbek ise; “Türkiye’de moda, marka, katma değerli üretim öne çıkarken, meydanı boş bırakamazdık” diyor.
Diğer taraftan İHKİB Başkanı Orakçıoğlu’nun Yön. Kur. Üyesi iken, 2007’de istifa eden ve başkan adayı Hikmet Tanrıverdi’nin listesine giren ÖZAK Tekstil Yön. Kur. Bşk. Ahmet Akbalık, “Orakçıoğlu, Dokuz yıldır, siyasete girmek için İHKİB’i kullanıyor. Sıkıntılı olan sektörün üzerinden siyaset yapmak, sektöre verilecek en büyük zarar. Siyaset sektörel kuruluşlarla değil, Ankara’da yapılır” diyor.
Evet, sevgili okuyucular, 14 bin üyeli İHKİB’in durumu bu. Herkes bir şeyler söylüyor, ama hiç kimse “Biz nerede hata yaptık?” demiyor.
Naçizane, Sabih Samur olarak 14 bin üye adına birkaç sorum olacak!

1- İTKİB’e bağlı ve isminde “İstanbul” kelimesi yer alan bir birlik olarak, İstanbul’da, üretimin temel
direği olan, fason üretim yapan atölyelerin iyileştirilmeleri ile ilgili neler yaptınız? Ne gibi
projeleriniz var?
2- Çin ve Uzakdoğu ülkeleriyle baş edebilmek için MPM ve TÜBİTAK ve gerektiğinde DPT ile kısa
ve uzun vade, çalışma projeleriniz var mı?
3- İstanbul ve Türkiye genelinde % 40–50’lere varan “Atıl Kapasite” varken, Mısır’da ne aradığımızı,
sesli olarak dile getirecek misiniz?
4- İhracat yaptığımız markalar, İstanbul ve diğer büyük şehirlerde, kendi mağazalarını açtılar. Örneğin X yabancı marka 9 YTL’ ye PSF ile satış yaparken, aynı kalitedeki tişörte kendi markanızla 19 YTL PSF ile nasıl rekabet etmeyi düşünüyorsunuz?
İç pazara yönelik Ulusal bir stratejiniz ve sloganınız var mı?
5- Enerji giderleri konusunda, hükümete baskı yapılması için çalışmalarınız var mı?
Umarım tüm bu ve benzeri sorulara olumlu yanıtlarınız vardır ve o koltuğu hak ediyorsunuzdur.
Gönlümüzdeki başkan, sektörü, tekrar lokomotif sektör durumuna getirecek çapta, genel kültürde
ve vizyonda olsun.
Başarılar dilerim.

İnşaat Sektörü batma noktasına geldi


06.06.2008 Cuma

Büyü bozulmaya başladı. AKP’nin Pembe bulutları dağılmaya, gökyüzünün karanlığı ortaya çıkmaya başladı. Dün iktidarın sesi olanlar çark etmeye başladı.
Rifat Hisarcıklıoğlu. Odalar Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı. Yatay bir geçiş yapmaya çalışıyor:
Türkiye’nin % 7 büyümeye ihtiyacı olduğunu vurgularken, diğer taraftan da “Bunun için siyasi ve ekonomik istikrara ihtiyaç var” diyor. Bu cümle ile AKP hükümetine gülümserken peşinden tokadı patlatıyor; “Yılın ilk üç ayında protesto edilen senet % 17 arttı. İç piyasa, Anadolu alarm veriyor.” , “Demir ve çimento zamlarıyla inşaat sektörü batma noktasına geldi.” Diyor.
Ey gidi koca başkan. Bütün bu saydıkların bir günde mi oldu? Dün neredeydin? Geçen ay, bir önceki ay? Eleştiri yapman gerektiğine ne zaman karar verdin?
Biz bu köşeden(http://www.yenialanya.com/) Tekstil sanayi öksürürse Turizm, İnşaat ve hatta Otomotiv sektörü zatürree olur, demiştik. Demez olaydık!
Çoğu inşaat firması taahhütlerini yerine getiremeyecek, önce işleri yavaşlatacak, belli bir süre sonra ise tamamen durduracaklar. Bir sürü mağdur insan…
Olan yine eski adıyla “Orta direk”, yeni adıyla “Ortalama halktan biri”ne olacak!
Bakalım zaman neler gösterecek, görünen o ki bunlar Türkiye’nin iyi günleri.