18 Aralık 2008 Perşembe

TÜRKİYE'DE ÜRETENLERE SAYGILARIMLA...



15 yıldır 33 ülkenin çocuklarını giydiren Wenice Kids iç pazara önemli bir yenilikle giriyor. İlk kez hava durumuna göre bir dakika içinde ürünleri değiştiren otomatik raf sistemini uygulamaya hazırlanan şirket, 2010`da da dünyada ilk 10 firma arasına girmeyi hedefliyor



Çocuk giyim sektöründe 2008 yılında iç piyasa liderliğine göz diken Wenice, 2010 yılında da sektöründe dünyanın ilk 10 firması arasında yer almayı hedefliyor. İnovasyon ve Ar-Ge çalışmalarına öncelik verdiklerini söyleyen Venice Kids CEO`su Oktay Özdemir, üzerinde çalıştıkları projeler hakkında da bilgi verdi. Akıllı mağazalar üzerinde çalıştıklarını kaydeden Özdemir`Hava değişimine göre mağazanın rafları bir dakikada o havaya uyumlu ürün konseptine bürünecek` dedi.

İHTİSAS MAĞAZASI

ENGELLİ çocuklara özel giysileri de yakında piyasaya süreceklerini kaydeden Özdemir, `Engelli çocuklar için içinde fizyoterapistin de olduğu ihtisas mağazaları olacak. Ayrıca ısıyı ayarlayan mont da geliştirdiğimiz projeler arasında. Satın alma psikolojisi oluşturuyoruz. Bir kırmızı etiketli ürün aldığınızda Kızılay`a, yeşil etiketli aldığınızda aldığınızda çevreye, mavide kimsesiz çocuklara, beyaz aldığınızda engelli çocuklara destek oluyorsunuz. Bir Mevlana koleksiyonu yapıyoruz. Dünyaya barış gerekli konseptiyle Mevlana günü dolayısıyla yapılacak şenliklerde yer alacağız. 30 Ağustos için projelerimiz var` diye konuştu.

202 ŞUBESİ VAR

WENICE Yönetim Kurulu Başkanı İdris Akdoğan ise 2007`yi 10 milyon dolar ciro ile kapatacaklarını, 2008 yılında da pazar lideri olacaklarını söyledi. Venice Yönetim Kurulu Üyesi Nazif Zafer, iç piyasanın işlerinin yüzde 5`ini oluşturduğunu ağırlıklı olarak dışarıya çalıştıklarını hatırlatarak ilk 5 ayda 10 milyon Euro ihracat yaptıklarını yıl sonunda 30 milyon Euro ciro hedeflediklerini söyledi. Zafer, 2008 yılında ise bu rakamı 100 milyon Euro`ya çıkaracaklarını kaydetti. Şirket halen 33 ülkede 202 mağaza ve 370 satış noktasında kendi markalarıyla faaliyet gösteriyor.


Sitemizi takip edenler çok iyi bilirler ki Sabih Samur olarak fiyat tutmuyor bahanesi ile yurt dışında üretim yaptıranlara ve hatta yatırım yapanlara nefesim yettiği kadar karşı çıktım ve çıkmaya da devam ediyorum.


Bu karşı çıkışın doğru olduğunu yaşayarak gördük.İsim zikretmek istemiyorum fakat çok kuvvetli mağazalar zincirine sahip olan firmalarımız, Çin ve diğer Uzak Doğu ülkelerinde yaptırdıkları üretimle çok ciddi kazançlar elde ettiler.Yalnız hesap edemedikleri ve planlamadıkları ise işten çıkarttıkları personel, aynı zamanda potansiyel müşteri ve kendi ürününün ayaklı pazarlamacısıydı.


Dünya Krizini bir kenara koyarsak, biz tekstil sektörü olarak(iç pazar için konuşuyorum) kendi hatalarımızın kurbanı olduk.


Neler yaptık?


1-Şanımız yürüsün havamız olsun diye,her AVM'de yer aldık.


2-Boyumuzdan ve bütçemizden büyük reklam kampayaları yaptık.


3-"OUTLET" denen ucube kelimenin kendi ekmeğimize taş koyduğunu regola malımızı, BUTİK kalitesindeki imajımızı PAZAR mantığına ve havasına büründürdüğünü göremedik.


Türkçesi ayağa düştük.





Bu esnada Türkiye'ye ve Türk insanına, Türk gücüne inanan gerçek müteşebbisler ise uzun vadede kazandı ve kazanmaya devam edecek.


Bu bilgiler ışığında Türkiye'ye hizmet eden VENICE KIDS yönetimini ayakta alkışlıyor saygı ve şükranlarımı sunuyorum.


Her şey bu vatan için!





Sabih Samur

16 Aralık 2008 Salı

RIZIK







Şükrü Boz

Yeni Alanya Gazetesi

Köşe Yazarı


Rızık: Allahü Teâlâ tarafından, bütün canlılara beslenmeleri, barınmaları ve yaşayabilmeleri için, verilen şeylerdir. Buna göre yenilecek, içilecek, giyilecek, ev, ev eşyası ve yaşamak için gerekli olan bütün şartlar ve sebepler rızıktır.

Rızkı Allahü Teâlâ’nın verdiğini bildiren Âyet-i Kerimelerden bazıları şunlardır;

“Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların rızkı, ancak Allah’a aittir.” Hud. 6

“Şüphesiz Allah, rızık veren ve güç kuvvet sahibi olandır.” Zâriyât: 58.

“Ey insanlar! Allah’ın üzerinizdeki nimetini anın, Allah’tan başka bir yaratıcı mı var? O size gökten ve yerden rızık verir. O’ndan başka İlâh yoktur. O halde (haktan) nasıl çevrilirsiniz.” Fatır: 3.

“Sizi yaratan, sonra rızıklandıran,sonra öldüren ve daha sonra dirilten de odur.” Rum: 40

“(Ey Muhammed) De ki: Sizi gökten (yağmur indirerek) ve yerden (bitkileri çıkarmak suretiyle) rızıklandıran kimdir? De ki: Allah’tır.” Sebe: 24.

Rızkı Allahü Teâlâ’nın verdiği hakkında, sevgili peygamberimizin hadis-i şeriflerinden bazıları da şunlardır;“Sağ olduğunuz müddetçe rızık konusunda (birbirinizle) yarışmayınız. Çünkü insanı anası, üzerinde hiçbir giyecek olmaksızın kırmızı (bir et parçası) olarak doğurur. Sonra Allah ona giyeceğini ve rızkını verir.” Tergib ve Terhib: 4/16.

“Hiçbir kimse (kendisi hakkında) duyduğu ezâ (verici isnad ve iftira) ya Allah kadar sabırlı değildir. Kâfirler ve müşrikler Allah’a oğul isnâ ederler de Allah yine de onları âfâtlardan selâmette kılar ve onları türlü türlü nimetlerle rızıklandırıp yaşatır.” Sahih-i Buhari: 16/7252.

“Kulun (muhakkak) rızkı gelir. Eğer sekaleyn (insanlar ve cinler) bir araya gelip de onun rızkını engellemeye çalışsalar güçleri yetmez.” Cem’ul Fevâid: 5/23.

“Rızık kulu, ecelinin aradığından daha çok arar.” Cem’ul Fevâid: 5/24

Rızkı kendisinin verdiğini bildiren Allaü Teâlâ, rızkı temin için de çalışmayı, emretmiştir. Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyuruyor.“Ey insanlar! Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman, Allah’ı anmaya koşun, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (rızkınızı) arayın. Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.” Cuma: 9-10.Hazreti Allah bu Âyet’i Kerime’de “Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (rızkından) arayın” buyurarak, rızkın temini için çalışmayı emretmiştir.Dinimiz hem tembelliği ve hem de başkalarına el açmayı kesinlikle yasaklamıştır.

-----------------------------------------------------------------------------------------------

SABİH SAMUR YORUMU: Rızık kelimesini hayatı boyunca ağzına dahi almayanlar, 2008 krizini canlı canlı yaşadıklarında, inançsız bir yaşamın(takiyye yapanlar hariç,dini ticari kullananlar da hariç) ne kadar yavan olduğunu anlamışlardır sanırım. Yüce Allah insanları zaman zaman rızklarını azaltarak,sağlıklarını bozarak ve bazen sevdiklerini kaybettirerek silkelemektedir.

Anlayana...

Umarım Sn. Şükrü Boz'un yazısındaki mesajları hep birlikte almışızdır.

Özellikle biz TEKSTİL SEKTÖRÜ mensuplarının rızka çok ihtiyacı olacak.

Kendi gücüne inanan ve inançlı olanlar mutlaka krizden alınlarının akıyla çıkacaktır.

Allah hepimizin ve sektörümüzün yardımcısı olsun.

3 Aralık 2008 Çarşamba

Levent Çotuk ve Hayat Mücadelesi

RGS Global ismi ile bir rüzgâr esti 2004–2006 yılları arasında Tekstil Camiasında. Rüzgarın belki de kasırganın sahibi malum kişi Levent Çotuk ve ekibi idi.
Rodi Jeans'teki profesyonel yöneticiliğini başarı ile tamamlayarak Rodi Ailesinden alkışlarla uğurlandı. Mevcut birikimini ve müşteri portföyünü kendi kurduğu şirketinde değerlendirmek istedi ve öyle de yaptı.
Yaptı ama hepimizin yaptığı hatayı yaptı. Müşterinin peş peşe gelen talepleri doğrultusunda çok kısa bir zaman diliminde % 300 büyüme gösterdi. Anadolu Aslanları’na katıldı. Yozgat ilimizde en büyük istihdamı gerçekleştirdi. Dokuma ve Denim pantolon üretim tesisi Yozgat'ın belli bir dönem gurur kaynağı oldu.
İşte hata da bu nokta da başladı.İş potansiyeli ve yatırımları destekleyecek finans planlamasına aynı özeni göstermeyerek belli bir dönem sonra, malum nakit akışı sıkıntısı ve peşinden gelir-gider dengesi sıkıntıları...
Ve beklenen son; 300 kişinin işsizler ordusuna katılması, İTO’dan bir kaydın daha silinmesi.İki yıl süren bir takip. İcralar, dosyalar, alacaklıları tek tek ziyaret etmesi, ev adresinin resmi ve fiili olarak değişmemesi(aynı kalması),telefonunun 24 saat açık olması, herkese cevap vermesi ve insanlardan KAÇMAMASI...
İki yılın sonunda silkiniş, kalınan yerden devam kararı.
En iyi savunmanın karşı taarruz olduğunun bilincinde olan Levent Kardeşimize çıkmışolduğu hayat kavgasında başarılar diliyoruz.
Bu savaşı sembolize etmek amacıyla kamuflajlı fotoğrafını kullanıyoruz.
Onurlu mücadelende yolun ve bahtın açık olsun.
Unutma! Düne kadar seninle zaman zaman saygı sınırlarını dahi aşan diyaloglarda bulunanlar (sen dimdik durduğunda iş gücünle, yarattığın istihdamla) emin ol sana yeniden Levent Ağabey diyeceklerdir.
.
.
Levent Çotuk'tan Öğütler
1) En küçük çekirdek olan ailene sığın, tüm zamanını sadece eşin ve çocuklarınla geçir. Yalnız onlardan güç alabilirsiniz.
2) Sağlığına dikkat et! (sigarayı bırak) Vücudunu dinç (fit) tut!
3) Ne iş yapıyorsan en iyisini yapmaya çalış, az da olsa fark etmez, sunduğun ürünün en kalitelisini ver piyasaya.
4) Bulunduğun pozisyonu (borçlarını v.s.) çok net olarak gör, algıla ve tablona hakim ol.
5) ALLAH ile aranı düzelt!
Sabih Samur

2 Aralık 2008 Salı

2008/2009 Sonbahar Kış Sezonu


Tasarımcılar 2008/2009 Sonbahar Kış sezonunda nelere önem verdiler, neye dikkat ettiler? İşte sezonun kısa bir özeti.
Şehirli kadının doğaya özlemi 2008/2009 Sonbahar Kış koleksiyonu ile bir nebze olsun giderildi. Yöresel motiflere verilen önem ve geçmişin izlerini taşıyan tasarımlar 2008/2009 sonbahar kış sezonuna damgasını koydu demek yanlış olmaz. Bu sezon ağırlığını hissettiren bir diğer unsursa, tasarımcıların çok fazla yer verdiği İskoç kumaşı ve ekoseler oldu. Hemen hemen her koleksiyonda rastladığımız ekoseli ceketler, montlar ve paltolar bu sezonun en çok göze çarpan deseni oldu. Ayrıca kadife, yine unutulmadı ve ünlü tasarımcıların koleksiyonlarında saf yün kumaşlarla birlikte yer aldı. Her şeye rağmen, bozkır iklimin soğuk havasından, denizin neminden etkilenen ılıman bir havaya kadar her koşula uygun göz alıcı tasarımların yer aldığı 2008/2009 Sonbahar Kış sezonu başladı ve gardroplarımızda yerlerini hızlıca alıyor. Tasarımcılarsa bu arada boş durmuyor ve yeni sezon çalışmalarını sürdürüyorlar.
Kaynak : Medya Moda

28 Kasım 2008 Cuma

SİCİL AFFI NEDEN GEREKLİ?


Sicil Affı Neden Gerekli?

2008’de Türkiye’de yaşayan üç kişiden sadece birinin sicilinin temiz olduğunu biliyor muydunuz?
O birin de ticaret için yeterli yaş grubunda olmadığı için temiz kaldığını? Şaka gibi.
1980 yılından beri belki de daha önceki yıllardan bu yana işlenmiş suçların sile beraber peşi sıra bugünlere kadar geldiğini ve tabiri caiz ise kirli bir olduğunuzu biliyorsunuzdur.
Düşünün bundan 5 sene evvel ticaret yapmışsınız ve çekiniz yazılmış. Zaman geçmiş durumunuz düzelmiş tekrar ticaret yapacaksınız ne mümkün? Bankalar nezdinde kirli bir kişi olarak ne çek karnesi, ne kredi ne de kredi kartı alabilirsiniz. Çünkü siciliniz bozuk.
Hal böyle iken Türkiye’de kendi ismi ile iş yapabilen, parmak sayısı kadar az. Ne oluyor peki?
Ne kadar akraba veya arkadaş çevresi varsa temiz, adı kirlenmemiş onlara müracaat. Çünkü senin adının bir geçerliliği maalesef yok.
Türkiye’yi yönetenler, Türkiye’nin önüne yepyeni, tertemiz bir sayfa açmaları gerekiyor.
Ticaret ile uğraşan daha doğrusu legal olarak uğraşamayan kişilere bu imkânın tanınarak iş ve işlem hacminin arttırılması gerekiyor. Bunun da çözümü TBMM’den geçiyor.
TBMM, Avrupa Birliği Uyum Yasaları çerçevesinden ziyade, (elalem diyor diye değil) ülkemizin milli menfaatleri doğrultusunda Sicil Affı’nı bir an önce çıkartmalı ve yürürlüğe sokmalıdır.
Bunu takip eden bir sonraki adımda “Ticari Suçlardan Ötürü Özgürlüğü kısıtlayan maddelerin devre dışı bırakılması” olmalıdır.
Örneğin,36.500 YTL tutarında karşılıksız bir çek için 365 GÜN hapis yatmak gerekmektedir. Borç ödenmediği gibi alacaklı ve borçlu karşılıklı olarak hiçbir sonuca varamamaktadır.
Ticarette kaybedilen maddi kayıp, itibar ve ismin yine ticaret ile giderilebileceği gerçeği göz önünde bulundurularak, şahıs ve kurumların birbirlerine olan borçlarını kurulacak olan (konuya çok iyi hâkim) İhtisas Mahkemeleri ile garanti altına almaları sağlanmalıdır.
Türkiye’nin krize doğru koşan bir dünyada, ticaret erbabına, esnafına, işadamına ihtiyacı vardır.


Sabih Samur

Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun


14 Kasım 2008 Cuma

TEKSTİL YAN ÜRÜNLERİ SANAYİİNDEKİ SON DURUM





Merter'de dükkanlar ve iş yerleri birbir kapanırken sektörden çıkmayıp, mücadele kararı alan Türkiye'nin çapına ve kendi vizyonuna güvenen bir kaç firmadan biri, ERMA TEKSTİL AKSESUARLARI.


Erma Aksesuar Yönetim Kurulu Başkanı Ertan Macit ile sektörün nabzını tutmaya çalıştık.




Sabih Samur : Ertan Bey öncelikle hayırlı işler diliyorum. Kapanan firmalardan batağınız oldu mu?


Ertan Macit : Çok teşekkürler. Sizinde vurguladığınız gibi gücümüz elverdiği nisbette, genel giderlerimizi gözden geçirerek, konfeksiyon ihracatçı firmalarının fiyat tutturmasına, sipariş almalarına dolayısıyla bizim de ticari faaliyetimizin devamını sağlamaya çalışıyoruz.


Çalışıyoruz çalışmasına da batacak firmanın kokusunu almak gerekiyor.


Sabih Samur: Ne gibi tedbirleriniz var bu konuda?


Ertan Macit: Bakınız aynı askerlikteki gibi istihbarata önem vermek gerekiyor.

Samimi söylüyorum, artık çoğu firma istihbarat birimi kuruyor.Ne yapar bu birim? Bu birim finansman departmanı bünyesinde müşteriler hakkında bankalar ve çalıştığı firmalar nezdinde araştırma yaparak, daha o firma ile çalışmaya başlamadan yani tabiri caizse gol yemeden gerekli savunma tedbirlerini almak, diyebiliriz.
Sabih Samur: Son olarak söylemek istediğiniz be şey var mı?
Ertan Macit: Erma Aksesuar olarak aslında bizi konfeksiyon firmalarının dış uzantısı gibi görebilirsiniz. Çünkü büyük ölçekli firmalar yaptıkları küçülme operasyonları ile işten çıkartmak zorunda kaldıkları elemanlara yaptıdıkları görevleri bizlerle çözümleme yoluna gitmektedirler.
Bu gün biz Aslında Erma Aksesuar'dan ziyade ERMA ORGANİZASYON adını almış durumdayız. Düşünün firmanın yeri geldiğinde kraş, kağıt baskı ve hatta plise işlerini dahi üstlenebilmekteyiz.
Umarım Türkiye'deki yatırımlarını Mısır'a ve Tunus'a kaydıranlar yol yakınken yaptıkları hatayı fark edeceklerdir.
HER ŞEY TÜRKİYE İÇİN !